Hangi Hayalin Gerçek Olsun?

Kaymakam telefonda ağlıyordu. Önce hanımlığına verdim. Ama öyle değildi:

– İlçemiz genelinde bütün okullara bir ödev verdim. “Gerçekleşmesini istediğiniz bir hayalinizi yazın.”
5020 öğrencinin kompozisyonu kaymakamlıkta toplanıp değerlendirmeye alınmış.

– Çocuklar ve öğretmenleri bunun sadece bir kompozisyon yarışması olduğunu sanıyordu. Oysa ben, beş bin yirmi kişinin hepsinin hayalini gerçekleştirmek üzere yola çıktım.

O ana kadar iki bin öğrencinin hayalini yerine getirdiklerini anlatan kaymakam hanım, benimle en çarpıcı üç hayali paylaştı.

Bir tanesi Yusuf’un öyküsüydü. Yusuf yazısında bir uçan balonu anlatıyor ve kompozisyonu “Ben hiç balonla uçmadım” diye bitiriyordu.

Hemen, ilk hafta sonu, cumartesi günü, kaymakamlık görevlileri Yusuf’u en samimi arkadaşlarıyla birlikte balona bindirdiler.

Cumartesi günü balonla uçan Yusuf, pazar günü müftü babası, annesi ve kız kardeşiyle Ankara’ya giderken, karşı yönden gelen otomobilin üzerlerine uçması sonrası -babasıyla birlikte- ölmüştü.

İkinci kompozisyon öyküsü, bir kız çocuğunundu. Annenin değerini anlattığı yazısı bir temenni ile bitiyordu, “Benim annem çok hasta, keşke yardım eden biri olsa…”

Kaymakam, bir zarf içine epey miktarda bir para koyarak, kız çocuğunun evine doğru yola çıktı.

– Kapı önündeki kalabalık içinde çocuğu bulmalarını söyledim, getirdiler. Elinden tuttum, “Hadi gel annenle tanışalım, hangisi sizin eviniz?” diye sordum. “Annem dün öldü kaymakamım” dedi. Bacaklarım titredi. Kapısı açık arabamızın koltuğuna kendimi zor attım.

Üçüncü hayal yine bir kız çocuğunundu. Onunki de benzer bir şeymiş aslında… “Babam yok. Annem bana ve iki kardeşime bakabilmek için parayla çamaşır yıkıyor. Ama makinemiz yok. Bir çamaşır makinemiz olmasını isterdim” diye yazmış.

Kaymakam hanım, çamaşır makinesini yüklenip kızın evine dayanmış bir akşamüstü…
– Hayatımın en anlamlı yardımı olduğunu orada öğrendim. Elleriyle çamaşır yıkayarak üç yetim çocuğuna bakan çilekeş kadıncağız, hoş geldiniz diye bana sol elini uzattı. Öğrendim ki, sağ eli içe doğru bükük, yani çolaktı.

Makale: Sadık Söztutan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir